Giriş 

Sudan’da 15 Nisan 2023 tarihinde baş­layan ve kısa sürede bir iç savaşa dö­nüşen çatışmalar, aradan geçen üç yılın ardından halen devam etmektedir. Si­lahlı çatışmaların geniş ölçekli bir iç sa­vaşa dönüştüğü bu süreç aynı zaman­da, üç yıl boyunca giderek derinleşen bir insani krizin, bir ülkenin tüm kaynak ve kurumsal kapasitesini ve toplumsal da­yanıklılığını nasıl aşındırdığını gösteren önemli bir eşiktir.

Üç yılın sonunda ortaya çıkan tablo, yal­nızca can ve mal kayıplarıyla sınırlı de­ğildir. Sudan bugün iilyonlarca insanın zorla yerinden edilmesi, açlık ve yetersiz beslenme, temel altyapı ve hizmetlerin çökmesi, güvenlik risklerinin artması ve ekonomi problemlerle birlikte tanım­lanması gereken çok katmanlı bir insani kriz içerisindedir. Bu krizin en kritik yön­lerinden biri ise ihtiyaçların büyüklüğü kadar, insani yardıma erişimin ve insani yardımın düzenli biçimde ulaştırılması­nın giderek güçleşmesidir.1

Bu nedenle, Sudan’daki insani krizin bo­yutlarını anlamak için insani yardımın “ne kadar” yapıldığından çok “nasıl” ya­pılabildiği sorusunun merkeze alınması gerekmektedir. Bu rapor, Sudan’daki iç savaşın sebep olduğu insani krizi bütün­cül biçimde ele almakta; insani yardımın zamanında, etkili, hızlı ve adil biçimde ulaştırılmasını sağlayacak koordinasyon ve lojistik boyutlarına odaklanmaktadır. Nitekim, Sudan gibi sahadaki dengele­rin hızlı değişebildiği, çok aktörlü ve eri­şim koşulları kırılgan bir ortamda insani durumları belirleyen başlıca etkenlerden biri, sektörler arası teknik kapasite ka­dar, aktörler arası yönetişim ve operas­yonel uyumdur.

Bu sebeple, bu raporda yalnızca insa­ni ihtiyaçların büyüklüğü değil, bu ih­tiyaçlara yanıt üretirken karşılaşılan engeller, tedarik zincirinin nerelerde kırılganlaştığı, sahadaki son kilometre (last mile) gerçekliğinin nasıl şekillendiği ve hem mülteci kampları hem de yerel topluluklar düzeyindeki koordinasyonun hangi koşullarda güçlenip hangi koşul­larda zayıfladığı tartışılmaktadır.

Yöntem bakımından rapor, sahadaki gözlem ve tecrübelerin yanı sıra açık erişimli ve kurumsal nitelikli yayınlara dayalı analiz yaklaşımı izlemektedir. Bu yaklaşımın doğal bir sonucu olarak, bazı alanlarda veri eksiklikleri ve doğrulama güçlükleri nedeniyle sayısal göstergeler­de dönemsel farklılıklar görülebilmekte­dir. Rapor, Sudan’daki insani krize dair insani müdahalelere yönelik analitik bir çerçeve ve uygulanabilir öneriler sun­mayı amaçlamaktadır.


Sudan’daki Mevcut Durum

Sudan’daki mevcut çatışma ortamı, tek bir kırılma anıyla açıklanamayacak ka­dar çok katmanlı bir arka plana sahiptir. 11 Nisan 2019 tarihinde Ömer el-Beşir’in devrilmesini izleyen süreç, sivil-asker ilişkilerinin yeniden kurulması ve bir ge­çiş düzeninin inşası iddiasını taşımış; an­cak bu süreç kısa sürede ülkedeki elitler arasındaki güç paylaşımı mücadelesine dönüşmüştür.2

Geçiş dönemindeki kurumların kırılgan­lığı ve aktör ve kurumlar arasındaki re­kabet, 2021 yılında gerçekleşen askeri müdahale ile daha da derinleşmiştir. Bu dönem ülkede, yönetim kapasitesi­nin zayıfladığı, ekonomik kırılganlıkların arttığı ve siyasal meşruiyetin aşındığı bir zemin oluşmasına ortam hazırlamıştır.

Bu durum, yalnızca siyasi düzeni değil, kamu hizmetlerinin yürütülmesini ve in­sani erişimi de doğrudan etkilemiştir.3 Devletin temel hizmetleri yürütme ve sürdürme kapasitesi azalırken, yerel idarenin farklı düzeylerinde merkeze paralel karar alma süreçleri ortaya çık­mıştır. Sahada insani yardım için gerek­li izinler, hareket serbestisi, gümrük ve depolama gibi lojistik bileşenler, tek bir merkezden yönetilebilen idari işlemler olmaktan çıkmış; daha parçalı ve çoğu zaman öngörülemez bir yapıya evril­miştir.

Çatışma öncesi dönemde dahi kırılgan olan altyapı ve tedarik ağları, savaşın başlamasıyla birlikte fiziksel hasar, gü­venlik riskleri ve ekonomik çöküş nede­niyle hızla zayıflamıştır.

15 Nisan 2023 tarihinde çatışmaların silahlı bir iç savaşa dönüşmesi, ülke genelinde güvenlik ve yönetişim mi­marisini köklü biçimde sarsmıştır. Ça­tışmanın temel tarafları olan Sudan Silahlı Kuvvetleri (SSK) ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki mücadele yalnızca askeri kontrol alanları üzerin­den değil, aynı zamanda ulusal kay­nakların, lojistik hatların ve uluslararası meşruiyetin kontrolü üzerinden yürütül­mektedir. Çatışma dinamikleri başkent Hartum’dan Darfur ve Kordofan gibi bölgelerdeki kırsal ve yarı kırsal alanla­ra yayılan bir şiddet coğrafyası üretmiş­tir. Bu geniş yayılım, nüfus hareketlerini hızlandırmış, yerel ekonomileri parçala­mış ve insani yardımın erişim maliyetini yükseltmiştir.4

Savaşın insani bilançosu konusunda verilerin kesinliği sınırlıdır. Ölü ve yara­lılara dair veriler, doğrulama konusun­daki güçlükler ve sahaya erişim kısıtları nedeniyle farklı kaynaklarda geniş bir aralıkta raporlanmaktadır. Bununla bir­likte, zorla yerinden edilmenin ulaştığı boyut ve temel hizmetlere dair altyapı­nın çöküşü, krizin yapısal niteliğini açık ve tartışmasız bir biçimde ortaya koy­maktadır.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre ülkede 6,8 milyonu ülke içinde olmak üzere top­lamda 11,6 milyon insan zorla yerinden edilmiş durumdadır. Mısır’da 1,5 milyon, Güney Sudan’da 1,3 milyon ve Çad’da 1 milyon olmak üzere 4,5 milyondan faz­la Sudanlı ise komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır.5 Bu tablo, Sudan’da­ki krizinin yalnızca ulusal bir kriz değil, aynı zamanda bölgesel bir istikrarsızlık çarpanı haline geldiğini göstermektedir.


İnsani Krizin Boyutları

Sudan’daki insani kriz, güncel küre­sel krizler arasında en ağır insani kriz olarak kabul edilmektedir. Çatışma ve krizin yayıldığı alan, etkilediği nüfus ve krizin boyutları göz önüne alındığında Sudan’daki insani tablonun vahameti daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ülkenin toplam nüfusu ile yardıma ihti­yaç duyanların sayısı arasındaki oran, krizin istisnai değil, neredeyse genel bir durum haline geldiğini göstermektedir.

Son verilere göre 46,8 milyonluk bir nü­fusa sahip olan Sudan’da 30,4 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtilmektedir. Ayrıca 11 milyonun üze­rinde kişinin zorla yerinden edildiği ifa­

de edilmektedir.6 Bu sayı, barınma, su, sanitasyon ve hijyen (WASH), koruma ve temel hizmetlere erişim alanlarında mevcut kapasiteleri zorlayan bir baskı üretmektedir.

Gıda güvenliği, pek çok insani krizde ol­duğu gibi Sudan’da da krizin en görünür ve en hayati boyutlarından biridir. Ya­pılan saha temelli araştırmalarda, Su­dan’da yaklaşık 29 milyon insanın akut açlık koşullarıyla karşı karşıya bulundu­ğunu ve 755 binden fazla kişinin yüksek düzeyde açlık riski altında olduğunu be­lirtmektedir.7

Bu göstergeler, açlığın yalnızca gelir kaybıyla açıklanamayacağını, tedarik zincirindeki kırılmaların, kuşatma ve eri­şim kısıtlarının, tarımsal üretimdeki dü­şüşün ve enflasyonun birlikte işlediği bir sistem krizi yaşandığını göstermektedir. Nitekim sahadaki uygulama ve me­kanizmalar da tükenme işaretleri ver­mektedir. Gıda krizini bir süre de olsa hafifletmeyi başaran yerel dayanışma ağları ve topluluk mutfaklarının önemli bir bölümünün kapanmak zorunda kal­dığı görülmektedir.

Sağlık alanındaki kriz, meydana gelen saldırılar ve güvenlik riskleri nedeniyle hem sağlık hizmetlerinin kapasitesinin düşmesi hem de sağlık altyapısının doğ­rudan hedef alınması nedeniyle ağır­laşmaktadır. Sağlık hizmetlerine yö­nelik şiddet ve erişim engellerine ilişkin bir raporlarda, Nisan 2023’ten Mart 2026’ya kadar sağlık hizmetlerine yö­nelik 729 saldırı tespit edildiğini ve bu saldırılarda en az 190 sağlık çalışanının öldürüldüğünü ve 112 kişinin tutuklandı­ğını bildirmektedir.8 Sağlık hizmetleri­nin güvenli biçimde sağlanamadığı bir ortamda, salgınlar, anne-çocuk sağlığı riskleri, kronik ve salgın hastalıkların yö­netilememesi ve yenidoğan ölümleri gibi vakalarda önemli artışlar gözlemlen­mektedir. Bu nedenle sağlık alanındaki kriz, yalnızca bir hizmet eksikliği olarak değil, insani krizi derinleştiren ve ka­yıpların artmasına neden olabilecek, bu nedenle de acil çözüm üretilmesi gere­ken en önemli ve öncelikli faaliyet alan­larından biri olarak değerlendirilmelidir.

WASH alanında ise kriz hem altyapı hem de güvenlik boyutu ile ele alınma­lıdır. Nitekim, yerinden edilme ve toplu yaşam alanlarının büyümesi, suya eri­şim, sanitasyon ve hijyen hizmetlerinin sürekliliğini zorlaştırmaktadır. Bölgesel ölçekte yürütülen saha araştırmaların­da, Sudan, Çad ve Güney Sudan’da ka­dınların %20’sinin tuvalet ve duş imkan­larına erişiminin olmadığı ve bu oranın erkeklere göre üç kat daha yüksek bir oran olduğu vurgulanmaktadır.9

Bu durum, WASH alanındaki eksikliğin koruma risklerini doğrudan büyüttüğü­nü, kadın ve kız çocuklarının su temini için kat ettiği mesafenin taciz ve şid­det riskini artırdığını göstermektedir. WASH standartları farklı bağlamlara göre uyarlama gerektirebilmekle birlik­te, Sphere tarafından belirlenen temel standartlarda da ifade edildiği gibi, kriz ortamlarında asgari su miktarı ve tu­valet-kullanıcı oranı gibi göstergeler, müdahalenin yeterliliğini tartışmak için temel bir referans alanı sunmaktadır.10

Piyasa ve satın alma gücü göstergeleri, krizin hane düzeyinde nasıl hissedildiğini gösteren önemli indikatörlerdendir. Şu­bat 2026 verilerine dair piyasa izleme raporlarında, yerel gıda sepeti maliye­tinin (WFP Local Food Basket, LFB) bir ayda %5,9 arttığı, aynı dönemde gün­lük işçi ücretlerinin %17,9 düştüğü be­lirtilmektedir.11

Bu tür bir kombinasyon, yardım alanla­rının dışında kalan kesimlerin hızla yok­sullaştığını ve nakit temelli müdahale­lerin dahi enflasyon karşısında etkisinin zayıflayabildiğini göstermektedir. Gün­lük işçi ücretlerindeki bölgesel eşitsiz­likler de oldukça önemlidir. Söz konusu raporda Darfur bölgesinin bazı kısım­larında gündelik ücretlerin 5 ila 6 bin Sudan lirası aralığında seyrettiği, buna karşın bazı bölgelerde 20 bin Sudan li­rasına kadar çıktığı aktarılmaktadır.12

Çoğu zaman acil insani krizlerde önce­likli bir alan olarak görülmese de, eğitim alanı insani krizin uzun vadeli etkilerini büyüten kritik bir kırılma hattıdır. Sudan özelinde bölgesel ölçekte yapılan çalış­malarda, yerinden edilme koşullarında çocukların yalnızca % 45’inin düzenli eğitime erişebildiği, yaklaşık beşte biri­nin ise hiç eğitim alamadığı belirtilmek­tedir.

Eğitim süreçlerindeki bu kayıp, çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik ve çocukların silahlı aktörler tarafından istismar edil­mesi gibi riskleri artırmaktadır. Nitekim aynı araştırmada hanelerin %18’inin ço­cuklarını çalıştırmak zorunda kaldığı ra­porlanmaktadır.13

Sudan’daki insani krizin en görünmez ancak en yakıcı alanlarından biri ise ko­ruma alanındaki eksikliklerdir. Özellikle çocuklara yönelik koruma çalışmaları bağlamında aile bireylerinden ayrılık­lar, düzensiz göç rotaları, kaçakçılık ve istismar en öncelikli faaliyet alanların­dandır.

Bölgesel düzeyde hazırlanan koruma raporlarında, Sudanlı mültecilerin sığın­dıkları komşu ülkelerde 58.151 refakat­siz ve ailesinden ayrı düşmüş çocuğun kayda geçtiği, toplamda 329 bin risk altındaki çocuğun koruma hizmetleriyle desteklendiği bildirilmektedir.14

Aynı raporda, vaka yönetimi kapasite­sinin çok sınırlı olduğu, yaklaşık olarak risk altındaki 450 çocuğa bir vaka çalı­şanı düştüğü ve bunun önerilen asgari

standardın çok üzerinde bir yük olduğu vurgulanmaktadır.15 Bu veriler, koruma alanında çalışmalar yapılıyor olmasının tek başına yeterli olmadığını, sağlanan hizmetin niteliği, sürekliliği ve erişilebi­lirliğinin de belirleyici olduğunu göster­mektedir.

Son olarak, Sudan’daki insani krizin boyutları yalnızca sektörel ihtiyaçlar­la sınırlı değildir. Kriz, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığın giderek çözül­mesine neden olmaktadır. 2026 yılı­nın mart ayı içerisinde yapılan bir hane araştırması raporuna göre Sudan, Çad ve Güney Sudan’daki Sudanlıların hane bazlı %74’ü hiç gelirinin olmadığını bil­dirmiştir. Sudan’da ailelerin %80’inin öğün azalttığı ya da öğün atladığı be­lirtilmektedir.16 Bu göstergeler, insani krizin yalnızca tüketim düzeyinde de­ğil, hanelerin hayatta kalma strateji ve umutlarında da bir tükenme yaşandığını ortaya koymaktadır.


Koordinasyon ve Lojistik

Sudan yaşanan insani krizde, ülkeye ulaşan yardımların etkinliği söz konu­su yardımların varlığından ziyade yar­dımların akışı ve koordinasyonu bağ­lamında değerlendirilmelidir. Bu akışı belirleyen iki kritik değişken ise koordi­nasyon ve lojistiktir. Koordinasyon, sa­hada birden fazla aktörün aynı nüfusa hizmet götürürken çakışmaları azalt­masını, boşlukları görünür kılmasını ve sınırlı kaynakları ortak önceliklere göre yönlendirmesini sağlarken lojistik ise, yardımın tedarik zinciri içinde liman

girişinden depolamaya, kara yoluyla nakliyeden son kilometre dağıtımına kadar uzanan süreçte sürekliliği güven­ce altına almaktadır. Sudan gibi erişim olanaklarının sürekli biçimde değiştiği ortamlarda bu iki alan birbirinden ayrı düşünülmemelidir.

Nitekim, koordinasyon mekanizmala­rının zayıf olduğu durumlarda lojistik kapasite de daha düzensiz ve parçalı kullanılırken, lojistik problemlerin arttı­ğı bir senaryoda ise koordinasyon çoğu zaman kağıt üzerinde kalmaktadır.

Ülke bazlı havuz fonlar, küme mekaniz­maları ve ülkedeki ulusal ve uluslarara­sı sivil toplum kuruluşları arasında oluş­turulan koordinasyon mekanizmaları dikkate alındığında Sudan’daki koordi­nasyon mimarisi, küresel insani yardım sisteminin genel çerçevesiyle uyumlu

gözükmektedir. Ancak sahada bu mi­marinin işleyişi, güvenlik, idari parça­lanma ve iletişim altyapısındaki za­yıflıklar nedeniyle ciddi sınamalarla karşılaşmaktadır.

Kümeler arası koordinasyon çoğu za­man ortak analiz üretmekten çok, pek çok erişim engeli altında yürütülen ha­sar kontrolü toplantılarına dönüşebil­mektedir. Özellikle internet ve telefon altyapı ve sinyallerinin düzensiz oldu­ğu bölgelerde, bilgi paylaşımı ve ortak operasyonel planlama oluşturma ka­pasitesi de düşmektedir. Bu düşüş, ih­tiyaçların hızlı değişebildiği kamplarda ölümle sonuçlanabilen kritik gecikmele­re neden olabilmektedir.

Lojistik meselesi ise Sudan’ın coğrafi yapısı ve çatışmaların dinamikleri ne­deniyle başlı başına bir sınama alanı­dır. Ülkeye gönderilen insani yardımın

önemli bir bölümü Port Sudan hattın­dan ülkeye giriş yapmakta, buradan iç bölgelere kara yolu taşımacılığıyla aktarılmaktadır. Ancak Hartum’a, Dar­fur’a veya Kadarif üzerinden mülteci kamplarına uzanan hatlar, güvenlik konusundaki riskler, kontrol noktaları, yolların fiziki durumları, yakıt maliyet­leri ve idari izin süreçleri nedeniyle sık sık kesintiye uğramaktadır. Bu kesinti­ler, sadece gecikme değil, malzemele­rin bozulması, maliyetin artması ve bazı bölgelerde tedarik boşluğu oluşması anlamına gelmektedir.

Sahadan gelen bilgiler, lojistik ala­nındaki problemlerin ölçeğini göster­mektedir. Lojistik Kümesi’nin Sudan Operasyonu koordinasyon toplantısı notlarında da açıkça ifade edildiği üze­re, el-Debbah koridoru üzerinden ayda 800 ila bin tırın Darfur’a taşındığı ve deniz taşımacılığının 6-8 haftayı bula­bildiği belirtilmektedir.17

Aynı raporda Darfur’daki Tawila bölge­sinde 880 metrekarelik bir mobil depo ünitesi (MSU) kurulumuna ilişkin bilgiler de yer almaktadır.18 Tawila bölgesinin özellikle el-Fasher’den yerinden edilmiş kişilerin sığındıkları önemli noktalardan biri olduğu da göz önüne alındığında bu tür ortak depolama alanları, bölge­de faaliyet gösteren aktörlerin ayrı ayrı depo kurma maliyetlerini azaltmakta ve ortak lojistik yaklaşımını güçlendir­mektedir. Ancak ortak kapasitenin et­kisi, yalnızca altyapı kurulmasıyla değil, aktörlerin bu kapasiteyi etkin ve verimli olarak kullanması ve bilgi paylaşımını sürdürmesiyle önem kazanmaktadır.

Sudan’daki lojistik imkanları etkileyen önemli faktörlerden biri de iklimdir. Özellikle yağışlar sonrasında görülen seller sebebiyle erişilebilirlik birçok böl­gede önemli bir probleme dönüşebil­mektedir. Lojistik Kümesi’nin verilerine göre 19,6 milyon kişi yüksek sel riski olan bölgelerde yaşadığı ve 80 yerle­şimin yüksek riske sahip olduğu belirtil­mektedir.19

Bu durum, yalnızca bir doğal afet riski olarak görülmemeli ve insani yardımın planlanması, alternatif rotalar ve stok yönetimi kapasiteleri bağlamında da ele alınması gereken önemli bir değişken olarak görülmelidir. Zira, sel sezonuna girildiğinde daha önceden belirlenmiş olan standart rotada hasar meydana gelmesi halinde, koordinasyonun güçlü olmadığı bir senaryoda aynı bölgedeki aynı nüfusa yardım ulaştırmak için bir­den çok aktörün birbirinin yerine farkın­da olmadan alternatifler üzerinde plan yapması ve hem kaynak hem de zaman israfı oluşması oldukça muhtemeldir.

Koordinasyon ve lojistik bağlamların­da yaşanan problemler ve gecikme­ler, kamp düzeyindeki müdahalelerde daha görünür hale gelmektedir. Kamp Koordinasyonu ve Kamp Yönetimi kü­mesi kapsamında pratikte yalnızca du­rum tespitlerinin yapıldığı toplantıların ötesine geçilerek kayıt sistemleri, hane profilleme, ihtiyaç önceliklendirme, da­ğıtım düzeni, şikayet ve geri bildirim mekanizmaları unsurların birlikte ça­lışması sağlanmalıdır. Nitekim, tüm bu faaliyetlere dair uluslararası standart­lar mevcut olup, kamplardaki imkan­lar dahilinde olabildiğince uygulama­ya geçirilmesi gerekmektedir. Ancak, hem Sudan’daki hem de Güney Sudan, Uganda, Çad gibi Sudanlıların sığındık­ları ülkelerdeki kampların çoğu temel insani ihtiyaçları dahi karşılamaktan ol­dukça uzaktır.

Koordinasyonun ve ihtiyaç duyulan in­sani yardımın eksik olduğu kamplarda, bu durum, güvenlik ve dezavantajlı gruplara dair koruma risklerini de bü­yütmektedir. Zira, ihtiyaç analizi ve hedeflemedeki hatalar, düzensiz ve ka­labalık dağıtımlar ve liste yönetiminde­ki eksiklikler gibi durumlar bütçenin ve zamanın israf olmasının yanı sıra ka­dınları, çocukların ve engellilerin ihtiyaç duydukları temel yardım ve hizmetlere erişimini de zorlaştırabilmektedir.

Sudan’daki iyi uygulama örnekleri ince­lendiğinde, bu tür uygulamaların çoğu zaman yüksek teknoloji ya da yüksek bütçe gerektiren çözümler değil, ba­sit ve düşük maliyetli ancak disiplin ve ortak çalışma gerektiren pratiklerden doğduğu görülmektedir. Daha önce ifade edilen ortak depolama alanlarının kurulmasıyla lojistik maliyetlerin düşü­rülmesi ve tedarik sürelerinin kısalması20 uygulamasının yanı sıra özellikle erişi­min zor olduğu bölgelerde yerel ağların ve gönüllü mekanizmaların üstlendikleri rol de bu basit ancak etkili yöntemlere örnek olarak gösterilmektedir.

Acil Müdahale Odaları (ERR) ağındaki gönüllüler, Kuzey Kordofan’da cephe hattını gizlice geçip Hızlı Destek Kuvvet­leri kontrolündeki bölgelere ulaşmayı

başarmışlardır. HDK kontrolündeki hal­ka gıda, temel sağlık desteği ve cinsel şiddet mağdurlarına danışmanlık gibi hizmetler sağlayan Ağın 26 bin gönül­lüye ulaştığı ve bu gönüllülerin çoğun­lukla gençler olmak üzere %40’ını ka­dınların oluşturduğu ifade edilmektedir.

Bu gönüllü insani yardım çalışmaları sı­rasında en az 145 gönüllünün hayatını kaybettiği ERR Ağı Nobel Barış Ödülü’ne de aday gösterilmiştir. Temel altyapı ve hizmetlerin çöktüğü ve uluslararası müdahalenin erişim sağlayamadığı pek çok bölgede ERR faaliyetlerine devam etmektedir. Ancak gözaltılar, taraf suç­lamaları ve iletişim kesintileri gibi en­geller bu yerel ilk müdahalenin kapasi­tesini kırılganlaştırmaktadır.21 Topluluk mutfakları da en somut iyi uygulama örneklerinden biridir. Bu mutfakların kapanma oranlarının artması, aynı za­manda koordinasyonun yerel aktörlerle daha kurumsal bir bağ kurmasının zo­runluluğunu göstermektedir.22

Olumsuz sonuçlanan uygulama ve giri­şimler ise çoğu zaman ülkedeki parçalı koordinasyon yapısı ve işleyişten kay­naklanmaktadır. Örneğin birbirinden bağımsız ihtiyaç analizleri, farklı ak­törlerin aynı alanda benzer dağıtımlar yapmasına ve başka bir alanda hiçbir dağıtım olmamasına yol açabilmekte­dir.

Aynı şekilde, aktörler arasındaki bilgi paylaşımının bazen rekabet kaygısıy­la bazense iletişim eksiklikleri sebebiy­le sınırlı tutulması, yardım rotalarının güvenliği, depolama kapasitesi ve stok durumuna ilişkin koordineli yapı görü­nümünü zayıflatmaktadır. Bu durum, özellikle Darfur gibi yüksek riskli bölge­lerde gecikmeleri artırmakta, gecikme­ler ise sahada açlık ve salgın hastalık riskini büyütmektedir. Bu nedenle, ko­ordinasyonun lojistik meselelerindeki iş birliğini de içerecek şekilde operasyonel bir zorunluluk olarak ele alınması ge­rekmektedir.


Uluslararası Farkındalık

Sudan’daki çatışma ve insani krize dair uluslararası farkındalık ve siyasi ilgi, insani ihtiyacın büyüklüğü ile orantı­lı bir düzeye ulaşamamıştır. Bunun bir sonucu olarak ise küresel insani sistem içerisinde Sudan için ayrılan fon ve fi­nansmanlarla birlikte uluslararası ka­muoyunun siyasi baskı kapasitesi de sınırlı kalmaktadır.

Örneğin Sudan için 2026 yılında öngö­rülen 2,9 milyar dolarlık fon ihtiyacı ve finansman hedefi, ülkedeki krizin ölçe­ğiyle karşılaştırıldığında oldukça düşük bir hedefe işaret etmektedir.23 Bu mik­tarın 2025 yılında 4,2 milyar dolar ol­duğu ve geçen yıla kıyasla ihtiyaçların azalmaktan ziyade arttığı göz önüne alındığında ise Sudan’daki insani kriz ile Sudan’a ayrılan fon ve finansman arasındaki dengesizlik daha net anlaşı­labilmektedir.24 Bu rakamlar da göster­mektedir ki; fon ve finansman katkıları devam etse de insani yardım sektörün­deki kaynakların küresel ölçekte kesinti­ye uğradığı bir ortamda kriz bölgelerine yönelik seçicilik sebebiyle Sudan gün­dem dışı kalabilmektedir.

Uluslararası farkındalığın sınırlı olması, riskli bölgelere yönelik insani erişim için gereken diplomatik baskının da zayıf kalmasına yol açabilmektedir. Erişim sorunları teknik bir mesele gibi görünse de çoğu zaman müzakere gücü, taraf­ların davranışları ve uluslararası görü­nürlükle yakından ilişkilidir. Zira, bir ça­tışma ve krizin uzun bir sürece yayılması donör yorgunluğu etkisini artırmakta ve küresel ölçekteki diğer krizlerin gündem ağırlığı Sudan’a yönelik siyasi ilgi ve farkındalığı da düşürebilmektedir. Bu koşullar altında, Sudan’daki insani kri­zinin yalnızca insani bir operasyon ya da müdahale alanı değil, aynı zamanda uluslararası sistemin önceliklerini test eden bir siyasi kapasite alanı olduğu görülmektedir.

Uluslararası toplumun bu ilgisizliği, yal­nızca fon ve finansman açığı olarak de­ğil, sahadaki operasyonel durumlarda da hissedilmektedir. Fonların yetersiz ve finansmanın sürdürülemez olduğu bir ortamda, yerel mekanizmalar da kı­rılganlaşmaktadır. Ülkede faaliyet gös­teren uluslararası insani yardım kuru­luşlarının raporları yerel aktörlerin aşırı yük altında olduğuna işaret etmektedir. Topluluk mutfakları üzerine yayınla­nan bir raporda, diaspora bağışlarının

azaldığı, enflasyondaki yükseliş ve para birimindeki değer kaybının maliyetleri iki katına çıkardığı, yedi farklı lokasyonda incelenen 844 mutfağın 354’ünün son altı ayda kapandığı, bunun %42’lik bir kapanma oranına karşılık geldiği be­lirtilmektedir.25 Bu tür rakamlar, temel hizmetlerin pek çok kriz bölgesinde ol­duğu gibi Sudan’da da yalnızca dar bir kesime ulaşabildiğini ve insani yardıma erişebilme bağlamında kapsama açığı durumunun kronik bir sorun haline gel­diğini göstermektedir.

Bu bağlamda, ülke bazlı havuz fonu olan Sudan İnsani Yardım Fonu’nun hızlı ve esnek bir mekanizma olduğu ve 2006’dan beri işlediği belirtilse de26 ha­vuz fonlarının toplam açığı kapatması mümkün gözükmemektedir. Ancak, yine de bu mekanizmalar, yerel ve ulusal ak­törlerin fon ve finansmanlara erişimini güçlendirebilecek araçlar olarak önem taşımaktadır.

Ülkedeki çatışmaların devam ettiği bir ortamda askeri müdahale ihtimalinin de mümkün gözükmediği Sudan’da halkın çözüme dair umutları da giderek azal­sa da üç yılı geride bırakan iç savaşın sona ermesine dair umutlar Berlin’de­ki konferans bağlamında halen devam etmektedir. Etiyopya’nın başkenti Ad­dis Ababa’da yapılan hazırlık görüş­melerinde insani yardım, siyasi çözüm ve gerilimin azaltılmasına dair üç ana başlık üzerine tarafların mutabık kal­dıkları bildirilmiştir. Devrimci Güçler Sivil Demokratik İttifakı’nın (Somoud) liderlerinden Şehab İbrahim, Addis Ababa’daki toplantının insani yardıma odaklandığını ifade etmiş, Berlin’deki konferansta ise uluslararası yardım ta­ahhütlerinin gerçekleşmesini sağlamak ve insani yardım çalışmalarını engel­leyen büyük finansman açığının kapa­tılması için girişimlerde bulunulmasının amaçlandığı belirtilmiştir.

Afrika Birliği, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Arap Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’den olu­şan Beşli Grup ise Sudan’daki iç savaşı sona erdirmek ve barışçıl bir geçiş sağ­lamak için kapsayıcı bir siyasi diyaloğu kolaylaştırma konusundaki kararlılığını yinelerken, şiddetin azaltılması, temel altyapının korunması ve ihtiyaç du­yan herkese güvenli ve engelsiz insa­ni yardım erişiminin sağlanmasının acil bir gereklilik olduğunu vurgulamıştır.27 Ancak bu tür süreçlerin sahaya etkisi, taahhütlerin hızla bölgeye ulaştırılma­sına, esnekliğine ve erişim koşullarını iyileştirecek diplomatik çabalara bağlı olmaktadır.  


Sürdürülebilir ve Etkili bir İnsani Müdahale için Uygulanabilir Bir Yol Haritası  

Sudan’daki insani kriz bağlamında etkili bir insani müdahalenin tek bir “doğru model” ile değil, sahadaki dinamikle­ri ve dengeleri göz önüne alan ve kı­rılganlıkları azaltan bir dizi değişim ve pratik müdahale ile mümkün olabileceği görülmektedir. Bu değişim ve müdaha­lelerin ilk adımı, koordinasyonu yalnızca periyodik toplantılar üzerinden değil, sonuç üretme kapasitesi üzerinden de­ğerlendirmektir.

İkinci olarak, lojistik kapasitenin ortak­laşa bir model olarak ele alınmasıdır. Ortak depolama, ortak taşıma ve rota koordinasyonu, sadece maliyetlerin düşmesine değil kritik ve riskli bölgeler­de hız kazanılmasına ve öngörülebilirli­ğin artmasına da fayda sağlayacaktır. Port Sudan hattındaki gecikmeler, de­niz taşımacılığının haftalar sürebilmesi ve Darfur’a kadar uzanan tır taşımacı­lığının belirli koridorlara bağımlı olması, ön planlamanın, doğru koordinasyonun ve konumlandırmanın bir zorunluluk ol­duğunu göstermektedir.28

Sel riskinin yüksek olduğu yerlerde, stokların mümkün olduğunca yağış öncesinde konumlandırılması ve alter­natif rotaların önceden planlanması gerekmektedir.29 Ayrıca yakıt maliyeti ve piyasalardaki ani değişimler, lojistik planlamanın kurumlar için finansal bo­yutunun ne denli önemli olabileceğini de göstermektedir.

Bununla birlikte, bölgelere dair piyasa raporlarında mal ve hizmetlerin mali­yetinin artması, hem hane dayanıklılığı­nı hem de yerel satın alım stratejilerini doğrudan etkilemektedir.30

Üçüncü olarak, yerel aktörlerle ortaklı­ğın taşeronluk ya da yalnızca uygula­yıcı düzeyinde değil, karar süreçlerine katılım düzeyinde güçlendirilmesidir. Sudan’da yerel dayanışma mekanizma­ları, bazı alanlarda fiilen insani sistemin kendisi haline gelmiştir.

Topluluk mutfaklarının çok geniş bir ağa ulaşmış olması ve ülkedeki insani krizde Son Çare Güvenlik Ağı (Last-Re­sort Safety Net) işlevi görmesi bunun göstergesidir.31 Bu ağların kapanması, doğrudan açlık riskini büyütmektedir. Bu nedenle yerel ağların koordinasyon

yapılarında tanınması, basitleştirilmiş raporlama ve adil risk paylaşımı çer­çeveleri ile desteklenmesi gerekmek­tedir.32 Bu adım, aynı zamanda yerel­leşme tartışmalarının pratik bir sonuç üretebilmesi için de oldukça gereklidir.

Dördüncü olarak, kalite ve hesap ve­rebilirlik mekanizmalarının sahada işler hale getirilmesi oldukça önemlidir. Geri bildirim kanalları, şikayet mekanizma­ları ve yerel toplulukların karar alma dahil tüm süreçlere katılımı yalnızca başarılı bir koordinasyon ve iyi bir uy­gulama örneğinin gerekliliği değil, aynı zamanda Sudan gibi çatışma bölgele­rinde görülebilecek yanlış hedef grubu belirleme, ayrımcılık ve istismar riskini azaltan bir koruyucu katmandır.

İnternet ve ulaşım imkanlarının kısıtlı olduğu yerlerde bu tür mekanizmalar, yüz yüze görüşmeler, güvenli geri bil­dirim kanalları, yerel halk ile düzenli görüşmeler ve basit yönlendirme hat­larıyla yürütülebilir. İnsani krizlerden en fazla etkilenen gruplardan olan çocuk­lar açısından ise şiddet ve cinsel sömü­rü vakalarının sık görüldüğü, koruma mekanizmalarının ve hizmetlerin nite­liğinin düştüğü ve finansman açığının belirleyici olduğu görülmektedir.33

Bu nedenle koruma programları için es­nek finansman ve saha personeli kapa­sitesinin artırılması, yalnızca insan hak­ları ve etik değerler bakımından değil, operasyonel sürdürülebilirlik için de bir gerekliliktir.

Beşinci adım olarak, sağlık hizmetle­rinin korunmasına yönelik girişimlerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Sağlık altyapısına yönelik saldırı ve şiddetin sürekliliği, sahadaki sağlık hizmetlerini yüksek riskli bir faaliyet haline getir­mektedir.34

Bu nedenle sağlık tesislerinin güvenlik planları, sahadaki faaliyetlere dair rota risk analizleri, drone tehdidine yönelik farkındalık gibi bileşenler, koordinas­yonun bir parçası olmalıdır. Zira, çatış­ma ortamlarında bir sağlık tesisi ya da hizmeti hedef alındığında, yalnızca bir tesis veya personel kaybedilmemekte­dir. Aynı zamanda güven duygusu ve erişim kapasitesi de ciddi anlamda ze­delenmektedir.

Önerilen bu yol haritası, Sudan’daki insani krizin hafifletilmesi adına daha fazla yardım ya da faaliyet gerçekleş­tirilmesini önermekten ziyade mevcut

kapasiteyi daha tutarlı, daha öngörüle­bilir ve yerelle daha uyumlu bir müda­haleye dönüştürmeyi hedeflemektedir.

Yukarıda bahsedilen beş adımın ortak noktası, koordinasyonun sahaya ya­kınlaştırılmasıyla karar döngüsünün kısaltılması, Sudan gibi çatışma bölge­lerindeki en büyük problemlerden biri olan lojistik konusunda sahadaki ortak kapasitenin kolektif bir şekilde işletil­mesi, yerel aktörlerle ortaklığın uygula­ma düzeyinden karar ve risk paylaşımı düzeyine taşınması, hesap verebilirlik mekanizmalarının yerel halkın bölgede faaliyet gösteren kişi ve kurumlara duy­dukları güveni güçlendirici operasyonel araç olarak ele alınması ve sağlık hiz­metlerinin korunmasının müdahalenin ayrılmaz parçası haline getirilmesidir.

Bu yaklaşım sayesinde, ülkedeki erişim ve güvenlik koşulları ne kadar öngörü­lemez olursa olsun, sahada sürekli bir hale gelen gecikme ve mükerrerlikleri azaltmayı, kritik alanlardaki boşlukları daha erken tespit etmeyi ve en nihaye­tinde yardımın hızını, etkisini ve adil bir şekilde ulaştırılmasını birlikte artırmayı mümkün kılmaktadır.


Sonuç

Sudan’daki iç savaş üçüncü yılını geride bırakırken, ülkedeki insani kriz artık ge­çici bir acil durum değil, ülkenin sosyal ve ekonomik dokusunu yeniden şekillen­diren yapısal bir çöküş haline gelmiştir. 30 milyondan fazla insanı etkileyen in­sani kriz, milyonlarca yerinden edilmiş insan, hızla düşen satın alma gücü, altyapıdaki büyük tahribat, sağlık hiz­metlerine yönelik saldırılar ve koruma alanındaki riskler, insani krizin ne denli derin bir hal aldığını tartışmasız bir bi­çimde göstermektedir. Ortaya çıkan bu büyük boyutlu ihtiyaçlar karşısında küresel insani yardım sisteminin insani müdahaledeki başarısı ise yalnızca daha fazla fon ve insani yardım malzemesi­nin ulaştırılmasıyla değil, bu ihtiyaçların doğru zamanda doğru yere ulaştırılma­sını mümkün kılan koordinasyon ve lojis­tik kapasiteyle de belirlenmektedir.

Bugün Sudan’da yaşananlar, küresel insani sisteminin operasyonel zekaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir döneme girildiğini göster­mektedir. Telefonların çekmediği, hat­ların kapandığı, izin süreçlerinin oldukça karmaşık olduğu ve güvenlik durum­larının hızla değişebildiği bir ortamda, güçlü koordinasyon mekanizmalarının hayat kurtaran insani yardımların ihti­yaç sahiplerine ulaştırılmasına dair ma­liyetleri düşüreceği unutulmamalıdır. Güçlü lojistik ağları ise her bir saniyenin hayati öneme sahip olabildiği bu tür kriz sahalarında gecikmeyi değil, hayat kur­tarmayı ölçülebilir kılacaktır.

Sudan’daki iç savaşa ve insani krize iliş­kin tartışmaların yalnızca fon, finans­man ve insani yardımların miktarına de­ğil, yardımların mimarisine odaklanması gerekmektedir. Uluslararası toplumun ilgisinin ve sağlanan finansmanların ye­tersiz kaldığı durumlarda dahi, sahada­ki koordinasyonu arttırmak, yerel aktör­lerle eşit paydaşlıklar kurmak ve küçük operasyonel değişikliklerle büyük insani kazançlar elde etmek gayet mümkün­dür.


Sonnotlar

1. United Nations Office for the Coordi­nation of Humanitarian Affairs. Sudan Country profile & key figures. Erişim Tarihi: 11.04.2026, Erişim Adresi: https://www. unocha.org/sudan

2. İrfan Tatlı. (2022). Beyond The Arab Up­risings: The Emergence and Development of the Sudanese Social Movement (2018- 2021). Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

3.Center for Preventive Action. “Civil War in Sudan.” Council on Foreign Relations: Global Conflict Tracker, 15.04.2026. Erişim Tarihi: 15.04.2026, Erişim Adresi: https:// www.cfr.org/global-conflict-tracker/conf­lict/power-struggle-sudan

4. Center for Preventive Action. “Civil War in Sudan.” Council on Foreign Relati­ons: Global Conflict Tracker, 15.04.2026. Erişim Tarihi: 15.04.2026, Erişim Adresi: https://www.cfr.org/global-conflict-trac­ker/conflict/power-struggle-sudan

5. United Nations High Commissioner for Refugees. Operational Data Portal, Sudan situation. Erişim Tarihi: 11.04.2026, Erişim Adresi: https://data.unhcr.org/en/situati­ons/sudansituation

6. United Nations Office for the Coor­dination of Humanitarian Affairs. Sudan Country profile & key figures. Erişim Tarihi: 11.04.2026, Erişim Adresi: https://www. unocha.org/sudan

7.Norwegian Refugee Council. (2026, Nisan). Sudan war refugees pushed into hunger as livelihoods collapse across the region.

8. Insecurity Insight. (2026). Attacks on Health Care in Sudan: 18–31 March 2026.

9. Norwegian Refugee Council. (2026, Nisan). Sudan war refugees pushed into hunger as livelihoods collapse across the region.

10. Sphere Derneği. Sphere Rehberi: İnsani Sözleșme ve İnsani Yardımda Asgari Stan­dartlar. (2018).

11. World Food Programme. (2026). Sudan Market Monitor - March 2026 (Şubat 2026 verileri baz alınarak hazırlanmıştır). Erişim Tarihi:11.04.2026, Erişim Adresi: https://logcluster.org/en/documents/ sudan-wfp-sudan-market-monitor-mar­ch-2026

12. World Food Programme. (2026). Sudan Market Monitor - March 2026 (Şubat 2026 verileri baz alınarak hazırlanmıştır). Erişim Tarihi:11.04.2026, Erişim Adresi: https://logcluster.org/en/documents/ sudan-wfp-sudan-market-monitor-mar­ch-2026

13. Norwegian Refugee Council. (2026, Nisan). Exhausted: Three years of displa­cement and the collapse of survival sys­tems in Sudan and the region.

14. United Nations High Commissioner for Refugees. (2026). Child Protection: Sudan Situation (Ocak 2025-Şubat 2026): Prote­ction Brief.

15. United Nations High Commissioner for Re­fugees. (2026). Child Protection: Sudan Situa­tion (Ocak 2025-Şubat 2026): Protection Brief.     

16. Norwegian Refugee Council. (2026, Nisan). Exhausted: Three years of displa­cement and the collapse of survival sys­tems in Sudan and the region.

17.-18.-19.-20. Logistics Cluster. Sudan Operation: Port Sudan Coordination Me­eting Minutes. Erişim Tarihi: 12.04.2026, Erişim Adresi: https://logcluster.org/ en/documents/sudan-meeting-minu­tes-port-sudan-25-march-2026

21. Mark Townsend, “‘You sneak in and hope you make it back’: the Sudanese vo­lunteers risking it all to bring care to milli­ons”. The Guardian, 24 Aralık 2025. Erişim Tarihi: 12.04.2026, Erişim Adresi: https:// www.theguardian.com/global-develop­ment/2025/dec/24/sudan-war-volunte­ers-emergency-response-rooms-aid-fo­od-medicine

22. Islamic Relief Worldwide. (2026). 2026 Update: Takaaya – Sudan’s Community Kitchens Running on Fumes. DOI: 10.5281/ zenodo.17407546.

23. United Nations Office for the Coor­dination of Humanitarian Affairs. Sudan Country profile & key figures. Erişim Tarihi: 11.04.2026, Erişim Adresi: https://www. unocha.org/sudan

24. United Nations Office for the Coor­dination of Humanitarian Affairs. Global Humanitarian Overview 2025-Sudan, 04.12.2024. Erişim Tarihi: 09.04.2026, Erişim Adresi: https://humanitarianaction. info/document/global-humanitarian-o­verview-2025/article/sudan-2

25. Islamic Relief Worldwide. (2026). 2026 Update: Takaaya – Sudan’s Community Kitchens Running on Fumes. DOI: 10.5281/ zenodo.17407546.

26. United Nations Office for the Coor­dination of Humanitarian Affairs. Sudan Country profile & key figures. Erişim Tarihi: 11.04.2026, Erişim Adresi: https://www. unocha.org/sudan

27. Sudan Tribune. “Sudanese await Berlin conference as war enters fourth year.” 14.04.2026. Erişim Tarihi: 14.04.2026, Erişim Adresi: https://sudantribune.com/ article/312801

28. Logistics Cluster. Sudan Operati­on: Port Sudan Coordination Meeting Mi­nutes. Erişim Tarihi: 12.04.2026, Erişim Adresi: https://logcluster.org/en/docu­ments/sudan-meeting-minutes-port-su­dan-25-march-2026

29. Logistics Cluster. Sudan Operati­on: Port Sudan Coordination Meeting Mi­nutes. Erişim Tarihi: 12.04.2026, Erişim Adresi: https://logcluster.org/en/docu­ments/sudan-meeting-minutes-port-su­dan-25-march-2026

30. World Food Programme. (2026). Sudan Market Monitor – March 2026 (Şubat 2026 verileri baz alınarak hazır­lanmıştır). Erişim Tarihi:11.04.2026, Erişim Adresi: https://logcluster.org/en/docu­ments/sudan-wfp-sudan-market-moni­tor-march-2026

31. Islamic Relief Worldwide. (2026). 2026 Update: Takaaya – Sudan’s Community Kitchens Running on Fumes. DOI: 10.5281/ zenodo.17407546.

32. Islamic Relief Worldwide. (2026). 2026 Update: Takaaya – Sudan’s Community Kitchens Running on Fumes. DOI: 10.5281/ zenodo.17407546.

33. United Nations High Commissioner for Refugees. (2026). Child Protection: Sudan Situation (Ocak 2025-Şubat 2026): Prote­ction Brief.

34. Insecurity Insight. (2026). Attacks on Health Care in Sudan: 18–31 March 2026.