7 Ekim 2023’te başlayan süreçten bu yana İsrail, binlerce Gazzeliyi yerinden etti ve öldürdü. İsrail’in insanlık dışı saldırılarına karşı ABD ve İngiltere tam destek verirken, uluslararası kamuoyu devam eden açlık, susuzluk ve insani kayıplara karşı elle tutulur bir adım atmış değil. Gazze'de devam eden saldırılar, BM uzmanları tarafından yapım aşamasındaki bir soykırım olarak tanımlanıyor. Uluslararası toplumun, soykırım da dâhil olmak üzere vahşet suçlarını önleme yükümlülüğü vardır ve bu amaca yönelik tüm diplomatik, siyasi ve ekonomik tedbirleri derhal değerlendirmelidir. Kısa vadede insan hakları aktivistleri, derhal ateşkes sağlanması ve Gazze’ye engelsiz insani yardım ulaştırılması çağrısında bulundu. Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail'in Gazze'deki Filistin halkına karşı soykırım eylemleri gerçekleştirdiğini iddia eden bir dava açtı. Bu çalışmada İsrail’in pervasızca saldırılarının potansiyel tehlikesi ve bu tehdide karşı atılması gereken adımlar tartışılmaktadır.


İsrail’e Karşı Küresel Boykot ve Abluka Yöntemi 

Uluslararası ilişkilerdeki ablukalar, önemli hukuki ve insani sonuçları olan ciddi tedbirlerdir. Bu tür eylemleri büyük bir dikkatle ve potansiyel sonuçlarına ilişkin farkındalıkla değerlendirmek önemlidir. İthalat, ihracat ve yatırımlar da dâhil olmak üzere İsrail’e karşı abluka uygulayarak ticaretin yasaklanması veya kısıtlanması atılacak ilk ve en önemli adımlardan biridir. Bu durum İsrail’in ekonomisini olumsuz yönde etkilemesi muhtemeldir. Gerekli hammadde ve ürünlerin tedarikinde sorun yaşaması halinde İsrail, sürdürdüğü saldırıları kısıtlamak ya da sonlandırmak zorunda kalacaktır. Çünkü ordusunun ve halkının ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanması halinde direniş grupları tarafından düzenlenen karşı saldırılar İsrail açısından geri dönülmez kayıplar yaşanmasına neden olabilir.

İsrail’e ait varlıkların dondurulması, mali piyasalara erişimin kısıtlanması, devletle veya vatandaşlarıyla mali işlemlerin yasaklanması; Bu, devletin işlev görme ve kaynaklara erişme yeteneğini sınırlayabilir. Ancak küresel ölçekte bankacılık ve finans piyasası büyük ölçekte Yahudi sermayesinin elinde olması nedeniyle bu tür bir önlem ve yaptırım uygulamak zor olacaktır. Yine de bu durumun uluslararası kamuoyuna iyi bir şekilde anlatılması ile Filistin duyarlısı milyonlarca insan alternatif banka sistemlerine yönelmek isteyebilir, bu doğrultuda yeni girişimler başlatılabilir. Yani mali piyasalar ve varlıklarda kısıtlama yapılma girişimi kısa vadede etkisini göstermese dahi uzun vadede küresel çapta büyük bir bilinçlenmenin sonucu olarak İsrail’in elini zayıflatacak bir girişim olacaktır.

Diplomatik, ticari ve kişisel seyahatler de dâhil olmak üzere ablukaya alınacak İsrail’e gidiş-dönüş seyahatlerinin kısıtlanması sağlanabilir. Bu durum devleti ve vatandaşlarını izole edebilir. İzole olan toplumda huzursuzluklar artacak ve bu da devletin saldırgan politikalarına karşı bir iç direnişin oluşmasına zemin hazırlayacaktır.

Devletlerin büyükelçilerini geri çağırması ve elçiliklerini kapatması; Abluka altındaki devletle tüm resmi iletişimin kesmesi İsrail’i uluslararası kamuoyundan izole edecek, dışlayacak bir diğer hamledir. Devletler ablukaya alınacak İsrail ile ilgili ortak projelerden, girişimlerden ve kuruluşlardan çekilmelidir. Böylelikle İsrail mevcut durumda köşeye sıkıştırıldığı gibi gelecekteki kazanımlarından da mahrum bırakılarak uzun vadede kazançlı çıkamayacağı bir yola girdiğini idrak edecektir.

Ablukaya katılmayan devletleri İsrail’e karşı eyleme dâhil etmek adına benzer önlemler almaları için lobi yapmak ve İsrail’in uluslararası toplumdan dışlanmasını sağlamak için küresel iş birliği hareketlerini organize etmek önemlidir. Bu organizasyonlar istikrarlı ve sistemli bir biçimde İsrail karşıtı propaganda yaparak Gazze’de gerçekleşen soykırımın duyulması ve gündemde kalması için çalışacaktır.

Bu çabaların nihai olarak caydırıcı etkisinin görülebilmesi için askeri araçların dâhil edilmesi gerekmektedir. Deniz yolu ile İsrail’in ablukaya alınması gerekmektedir. Gemilerin abluka altındaki İsrail’in limanlarına ve deniz sınırlarına girmesini veya çıkmasını önlemek için savaş gemilerinin Akdeniz’de konuşlandırılması gerekmektedir. Böylelikle, İsrail’in kritik tedarik zincirleri ve ticareti aksayacaktır. Hava ablukası ile uçakların abluka altındaki İsrail’in hava sahasına girmesinin veya çıkmasının yasaklanması önemlidir. Bu, İsrail’e hava yolu ile olacak tüm seyahatleri kısıtlayabilir ve daha da izole bir hale gelmesini sağlayabilir. Kara ablukası ile İsrail’e kara sınırlarının kapatılması, insanların ve malların kara yolları üzerinden hareketinin engellenmesi gerekmektedir.

İnsani krizlerden kaçınmak için abluka altındaki devlete insani yardımın ulaştırılmasında sıklıkla istisnalar yapılır. Diğer devletler ablukayı görmezden gelmeyi ve abluka altındaki devletle ticarete devam etmeyi seçebilir. Ablukanın yasallığı uluslararası mahkemelerde tartışılabilir. Bu nedenle de İsrail’in savaş suçu, insanlık suçu işlediği uluslararası mahkemelerde ispatlanması gerekmektedir. Bunlar abluka uygulanmasında karşılaşılacak muhtemel zorluklardır.


Gazze Soykırımını Destekleyen Küresel Şirketler 

İsrail'in Gazze'ye saldırılarının ardından birçok şirket İsrail'e desteğini açıkladı. İsrail'e desteğini açıklayan şirketler: Volkswagen, Tesla, Starbucks, Netflix, Mastercard, Google, Disney, Bosch, Bayer, Apple, Amazon, McDonald's, Burger King, Puma, Coca Cola, Lipton, Nestle, Loreal, Dell, Domestos, Doritos, Dove, Fairy, Fanta, Febreze, Fendi, Fiverr, Garnier, Gillette, Head and Shoulders, HP, HSBC, Hyundai, KFC, Knorr, Lay's, Mercedes Benz, Oral B, Pantene, Pepsi, Persil, Pizza Hut, Popeyes, Puma, Rexona, Schweppes, Skechers, Sprite, Adidas, Audi, BMW, Microsoft, Carrefour.

İsrail'in soykırımcı rejimiyle her türlü devlet, şirket ve kurumsal suç ortaklığına son verilmesi her zamankinden daha acildir. Dünyanın her yerindeki vicdanlı insanlar, İsrail'in Gazze’ye uyguladığı soykırım karşısında haklı olarak yıkılmış, öfkelenmiş ve bazen de kendilerini güçsüz hissetmektedirler. Birçoğu İsrail'le herhangi bir şekilde bağlantısı olan şirketlerin her türlü ürün ve hizmetini boykot etme zorunluluğunu hissediyor. Sosyal medyada geniş boykot listelerinin çoğalması bunun bir sonucudur.

Sorun, boykotların nasıl etkili hale getirileceği ve şirketlerin Filistinlilerin acılarına ortak olmalarından dolayı sorumlu tutulmasında nasıl etkili olacağıdır. Dolayısıyla bunu Filistin'in kurtuluşuna gerçek anlamda katkıda bulunabilecek anlamlı, sürdürülebilir sonuçlara ulaşmak için en etkili şekilde kullanmak gerekmektedir.

HP (ABD), soykırım liderlerinin, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun ve Maliye Bakanı Smotrich'in ofislerine hizmet sağlıyor. Aynı markayı paylaşan HPE, İsrail Nüfus ve Göç İdaresi'ne teknoloji sağlıyor. Siemens (Almanya), İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasadışı yerleşimlerini Avrupa'ya bağlaması planlanan İsrail-AB denizaltı elektrik kablosu olan Avrasya Interconnector'un ana yüklenicisidir. Siemens markalı elektrikli cihazlar dünya çapında satılmaktadır. 2018'den bu yana, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasadışı yerleşim yerlerindeki takımları yöneten İsrail Futbol Federasyonu'na (IFA) sponsor olması nedeniyle PUMA'yı (Almanya) boykot etme çağrısında bulunuyoruz. PUMA, Aralık 2023'te, süresi Aralık 2024'te dolduğunda IFA sözleşmesini yenilemeyeceğine dair haberi medyaya sızdırdı. O zamana kadar hala suç ortağıdır, bu yüzden PUMA nihayet sona erdirene kadar boykot edilmeye devam edilecektir. Carrefour (Fransa) soykırımın kolaylaştırıcısıdır. Carrefour-İsrail, Gazze'de Filistinlilere yönelik soykırıma katılan İsrail askerlerini kişisel paket hediyeleriyle destekledi. 2022 yılında, her ikisi de Filistin halkına karşı ağır ihlallerde bulunan İsrailli şirket Electra Consumer Products ve yan kuruluşu Yenot Bitan ile ortaklığa girdi. Sigorta devi AXA (Fransa), savaş suçlarını ve Filistin topraklarının ve doğal kaynaklarının çalınmasını finanse eden İsrail bankalarına yatırım yapıyor. Rusya Ukrayna'yı işgal ettiğinde AXA buna karşı hedefli önlemler aldı. Ancak Axa, Gazze'de devam eden soykırım savaşına rağmen 75 yıllık işgalci rejim olan İsrail'e karşı hiçbir adım atmadı. RE/MAX (ABD), işgal altındaki Filistin toprakları üzerine inşa edilen yasa dışı İsrail yerleşimlerindeki mülkleri pazarlayıp satıyor, böylece İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'yı kolonileştirmesine olanak tanıyor. Intel şirketi, İsrail'in Gazze soykırımı devam ederken işgalci İsrail'e 25 milyar dolar yatırım yapacağını duyurdu ve böylelikle İsrail’i destekleme kararlılığının sinyalini verdi. Şirketin ABD dışındaki ilk geliştirme merkezi 1974 yılında Hayfa'da açıldı. Intel onlarca yıldır İsrail'e yatırım yapıyor. Disney'in sahibi olduğu Marvel Studios (ABD), bir sonraki Kaptan Amerika filminde işgalci İsrail'i simgeleyen bir "süper kahraman"ın tanıtımını yapıyor. Bu nedenle her iki şirket de "Filistin karşıtı ırkçılığın, İsrail propagandasının ve yerli halka karşı yerleşimci-sömürgeci şiddetin yüceltilmesinin" suç ortağıdır. McDonald's (ABD), Burger King (ABD), Papa John's (ABD), Pizza Hut (ABD), vb. şirketler boykot kampanyalarının kapsamındadır çünkü bu şirketler veya onların İsrail'deki şubeleri veya bayileri işgalci İsrail'i açıkça desteklemiş ve mevcut soykırımın ortasında İsrail ordusuna cömert ayni bağışlarda bulunmuştur.

Boykot kapsamındaki markaların muadilleri kullanılmalı, yalnızca İsrail özelinde değil küresel çaptaki güçleri kırılmalıdır. Çünkü İsrail’in Gazze soykırımı geleceğe yönelik olarak büyük bir soykırımın göstergesidir. Yahudiler, bir halk olarak kurulduklarından bu yana İsrail topraklarının ebedi evleri olduğu inancına sahipler. Bugün vadedilen topraklar olarak hedef gösterilen haritada yer alan mevcut devlet ve toplumların tamamı, İsrail'in Nil ile Fırat arasında "Büyük İsrail" oluşturma hedefinin bir sonucu olarak güvenlik ve bağımsızlık tehdidi ile karşı karşıyadır. Bu konu bölgesel ve uluslararası güvenlikle ilgili endişeleri artırmaktadır. Bu anlamda İsrail'in devam eden soykırıma ilişkin eylem ve söylemlerinin esasen tüm dünyayı etkileyecek bir güvenlik meselesinin başlangıcı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu sömürgeci ve soykırımcı zihniyete sahip tüm organizasyonların, kurumların, şirketlerin bilinçli ve teşkilatlı bir biçimde boykot edilmesi gerekmekte ve etkilerin azaltılması için organize biçimde hareket edilmesi gerekmektedir.