
Fotoğraf: Edith Roux
GİRİŞ
Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin karşı karşıya olduğu hak ihlalleri, kültürel mirasın geleceğini de tehdit etmektedir. Dinî hayat, dil, kültürel kimlik, hareket özgürlüğü ve aile ilişkileri üzerindeki kısıtlamalar, insanların kültürlerini yaşama ve gelecek kuşaklara aktarma imkânlarını daraltmaktadır.1 Bu nedenle bölgedeki kültürel miras meselesi, tarihî eserlerin korunmasıyla birlikte Uygurların temel hak ve özgürlükleri çerçevesinde ele alınmalıdır.
Kaşgar, bu ilişkinin somut biçimde görülebildiği şehirlerden biridir. Tarih boyunca Doğu Asya, Türkistan ve Hint alt kıtası arasındaki yolların kesiştiği şehir ve çevresi, farklı dönemlerin izlerini taşıyan zengin bir kültürel birikime sahiptir. Camiler, ziyaret yerleri, geleneksel yapılar ve tarihî yerleşimler bu birikimin önemli unsurlarıdır.2 Kaşgar’ın Uygur Türklerinin kültüründeki yeri, bu yapılarda ve onların çevresinde sürdürülen dini, ekonomik ve toplumsal hayatla birlikte anlam kazanmaktadır.
Özellikle 2000’li yıllardan itibaren Çin’in hız kazanan yeniden inşa faaliyetleri, eski şehrin dokusunu ve kullanımını kapsamlı biçimde değiştirmiştir. Tarihî mahallelerin yıkılması, sakinlerin başka yerleşim alanlarına taşınması ve eski şehrin turizme yönelik yeniden düzenlenmesi, kültürel mirasın kaybına ilişkin ciddi kaygılar doğurmuştur. Bu müdahaleler, ekonomik dönüşüm ve gözetim uygulamalarıyla iç içe gelişmiştir. Konut güvenliği ve kalkınma gerekçeleriyle yürütülen projeler, Uygurların yaşadıkları çevre üzerindeki söz hakkını sınırlamış ve şehirle kurdukları bağları zayıflatmıştır.3
Turizm ise bu dönüşümün dikkat çeken bir boyutunu oluşturmaktadır. Uygur mimarisinin, müziğinin, danslarının ve geleneksel kıyafetlerinin ziyaretçilere sunulması, kültürün hangi unsurlarının öne çıkarıldığı ve hangi anlamlarla temsil edildiği sorusunu gündeme getirmektedir. Ancak Uygur kültürünün turistlere sunulması, Uygurların gündelik hayatlarında dinî inançlarını ve kültürel geleneklerini özgürce yaşayabildikleri anlamına gelmemektedir.4 Tarihî görünümlü sokakların ve gösterilerin varlığı kadar, Uygurların kendi miraslarına erişebilmesi ve geleneklerini özgürce sürdürebilmesi de önem taşımaktadır.
Bu analiz, Kaşgar’daki kentsel dönüşümü Uygur kültürel mirasının tahribi, gündelik yaşamın değişmesi ve kültürün turistik sunumu arasındaki ilişki üzerinden incelemektedir. Şehir merkezindeki uygulamalar ile çevredeki miras alanlarına yönelik müdahaleleri ayırarak fiziksel yıkımın ve kullanım kısıtlamalarının kültürel süreklilik açısından sonuçlarını ele almaktadır. Analiz, Kaşgar’ın kültürel mirasının korunmasında Uygur halkının dini ve kültürel özgürlüklerini ve şehrin geleceğine ilişkin kararlarda söz sahibi olmasını esas almaktadır.
KAŞGAR’IN TARİHÎ VE KÜLTÜREL ÖNEMİ
Kaşgar, yüzyıllar boyunca Doğu Asya, Türkistan ve Hint alt kıtası arasındaki ticaret ve kültür yollarının önemli kavşaklarından biri olmuştur. İpek Yolu üzerindeki konumu, şehir ve çevresinde farklı dini geleneklerin ve mimari birikimlerin iz bıraktığı bir tarihi çevre oluşturmuştur. Camiler ve diğer İslami yapılar başta olmak üzere, Budist dönemine ait kalıntılar ve geleneksel sulama sistemleri de bu geçmişin günümüze ulaşan unsurları arasındadır.5 Kaşgar’ın mirası, şehrin farklı toplumlarla kurduğu ilişkilerin ve yerel hayatın uzun dönemli gelişiminin izlerini taşımaktadır.
Şehir, Türk-İslam tarihindeki yeri bakımından da önemlidir. Karahanlılar döneminde Kaşgar ve Balasagun merkezli doğu kesiminin İslamlaşması, bölgenin dini ve kültürel yapısının şekillenmesinde önemli bir aşama oluşturmuştur.6 Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’i 1069 yılında Kaşgar’da kaleme alması, şehrin Türkçe edebi ve düşünsel üretimle bağını göstermektedir.7 Bu birikim, Kaşgar’ı Uygur Türklerinin kültürel hafızasında ve Türk dünyasının ortak düşünce ve edebiyat tarihinde önemli bir merkez haline getirmektedir.
Bu kültürel coğrafya, şehir merkezindeki tanınmış yapılarla sınırlı değildir. Kaşgar bölgesindeki kırsal yerleşimlere ve uzak alanlara yayılan mezarlıklar, ziyaret yerleri ve arkeolojik kalıntılar da aynı mirasın parçalarıdır. Araştırmada, bazı tarihî mezarlıklarda eski mezarlarla yeni definlerin bir arada bulunduğunun kaydedilmesi, bu alanların incelendikleri dönemde dinî ve toplumsal işlevlerini sürdürdüğünü göstermektedir.8 Bu nedenle Kaşgar’ın kültürel mirası değerlendirilirken, şehir merkezindeki yapıların yanı sıra çevredeki köylerde ve kırsal alanlarda bulunan miras unsurları da dikkate alınmalıdır.
Koruma sorunları, son yıllardaki kapsamlı müdahalelerden önce de gündeme gelmiştir. Kaşgar Projesi kapsamında 2007 yılında ziyaret edilen 48 miras alanının çoğunun kötü durumda olduğu ve daha fazla bozulma tehlikesi taşıdığı kaydedilmiştir. Araştırmacılar, alanların belgelenmesini, düzenli olarak izlenmesini ve koruma politikalarına azınlık temsilcilerinin katılımının sağlanmasını önermiştir.9 Bu erken bulgular, mirasın bakım ve korunma ihtiyacını ortaya koymaktadır. Ancak mevcut bozulmayı gidermek ile tarihî çevreyi yıkarak yeniden kurmak farklıdır. Koruma ihtiyacı, Pekin yönetiminin uyguladığı her dönüşüm projesini haklı çıkaran bir gerekçe olarak kabul edilemez.
Kaşgar’ın kültürel öneminin insan haklarıyla ilişkisi de burada belirginleşmektedir. İnsanların kendi kültürlerini yaşaması, dinlerini uygulaması ve dillerini kullanması, kültürel mirasın devamlılığı için temel koşullardır. Bu haklar, 1992 tarihli Ulusal veya Etnik, Dinsel ve Dilsel Azınlıklara Mensup Kişilerin Haklarına İlişkin Bildirge’de de yer almaktadır.10 Kaşgar’daki bir caminin, ziyaret yerinin veya mahallenin geleceği değerlendirilirken Uygurların bu mekânlarla kurdukları ilişkiler ve onları kullanabilme özgürlükleri dikkate alınmalıdır.
Mirasın korunmasında onu yaşatan toplulukların söz sahibi olması da önemlidir. Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin 15. maddesi, ilgili toplulukların koruma faaliyetlerine mümkün olan en geniş katılımının sağlanmasını ve mirasın yönetimine etkin biçimde dâhil edilmesini öngörmektedir.11 Kaşgar açısından bu ilke, Uygurların şehirlerinin geçmişini anlatan ve geleceğini belirleyen süreçlere katılabilmesini gerektirir. Tarihî ve kültürel önemin korunması, yerel halkın kendi mirası üzerindeki söz hakkıyla birlikte ele alınmalıdır. Ancak Kaşgar’da yürütülen dönüşüm projeleri, Uygur Türklerinin kendi kültürel miraslarının geleceği üzerindeki söz hakkını sınırlayan bir yönde ilerlemiştir.
ESKİ ŞEHRİN YENİDEN İNŞASI: KALKINMA, GÜVENLİK VE KÜLTÜREL MİRAS
Kaşgar’ın eski şehir dokusuna yönelik müdahalelerde önemli bir dönüm noktası, Şubat 2009’da başlatılan ve beş yıl sürmesi planlanan dönüşüm projesidir. Projenin açıklanan hedefleri arasında en az 50.000 hanenin depreme dayanıklı konutlara yerleştirilmesi bulunmaktaydı. Dönemin Çin basınına yansıyan bilgiler, yalnızca 2009 yılında eski şehirde 4.700’den fazla konutun yıkıldığını göstermektedir. Yerleşim seçenekleri arasında geleneksel özellikler taşıyan yeni konutlar ve çok katlı binalar yer almış, bazı sakinlerin evleri ise eski yerlerinde yeniden yapılmıştır.12 Bu tablo, bütün sakinlerin aynı biçimde taşınmadığını göstermekle birlikte, tarihî çevreye yönelik müdahalenin geniş ölçeğini ortaya koymaktadır.
Deprem riskinin azaltılması, altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve konut koşullarının iyileştirilmesi, projenin başlıca gerekçeleri olarak sunulmuştur. Ancak uygulama sürecinde sakinlerin evlerini terk etmeye zorlandığına, bazı tazminatların yetersiz kaldığına ve tarihî dokunun korunmasına gereken önemin verilmediğine ilişkin bildirimler ortaya çıkmıştır. Eski şehirdeki atölyelerle bağlantılı geçim kaynaklarının yeni yerleşim alanlarında nasıl sürdürüleceği de kaygı konusu olmuştur.13 Dolayısıyla proje, başlangıcından itibaren konut güvenliğinin yanında yerinden edilme, geçim ve kültürel miras meselelerini de gündeme getirmiştir.
Güvenli konut ihtiyacı, tarihi bir yerleşimin nasıl yenileneceğine ilişkin tartışmayı ortadan kaldırmaz. Koruma, güçlendirme, kısmi yenileme ve yıkıp yeniden yapma seçeneklerinin kültürel sonuçları birbirinden farklıdır. Bu seçenekler arasında karar verilirken yapıların teknik durumuyla birlikte tarihî değeri, kullanım biçimi ve sakinlerin tercihleri dikkate alınmalıdır. Kaşgar’da ise Çin yönetimi, konut güvenliği ve kalkınma gerekçelerini tarihî dokuyu tahrip eden ve Uygur Türklerinin yaşam alanları üzerindeki denetimini genişleten müdahaleleri meşrulaştırmak için kullanmıştır.
Yeniden inşa sürecinin bir diğer boyutu, şehir planlaması ile güvenlik politikaları arasındaki ilişkidir. Eski şehrin 2000–2017 dönemindeki dönüşümünü ele alan araştırmalar, mekânsal düzenlemeleri güvenlik uygulamalarıyla birlikte incelemektedir.14 Bu bağlantı, müdahalelerin yalnızca eski konutların yerine yeni binalar yapılmasından ibaret olmadığını göstermektedir. Sokakların, geçişlerin ve kamusal alanların düzenlenmesi, insanların şehir içinde hareket etme ve bir araya gelme koşullarını da ilgilendirmektedir. Bu nedenle güvenlik gerekçelerinin kapsamı ve uygulamaların yerel halk üzerindeki sonuçları, dönüşümün değerlendirilmesinde ayrı bir yer tutmalıdır.
Kentsel müdahaleler, Kaşgar’ın ekonomik yapısındaki değişimlerle de iç içe gelişmiştir. 2009–2017 yılları arasındaki saha bulguları, 2014 öncesinde ekonominin daha fazla resmî düzenlemeye bağlanması ve şehir dokusunun yeniden şekillendirilmesiyle, sonraki yoğun güvenlik uygulamalarını birbirini izleyen süreçler olarak ele almaktadır. Bu politikalar, şehirdeki eşitsizliklerin ve toplumsal tabakalaşmanın ağırlaşmasıyla ilişkilendirilmektedir.15 Dolayısıyla yeni yatırımların varlığı, dönüşümün bütün Uygur sakinler açısından aynı imkânları yarattığı sonucuna varmak için yeterli değildir.
Turizm ise yeniden inşa edilen eski şehrin nasıl kullanılacağını belirleyen unsurlardan biridir. Tarihi çevrenin ziyaretçilere yönelik düzenlenmesi, Uygur kültürel mirasının ticari kullanımıyla birlikte gelişmiştir. Yeniden inşa, ekonomik faaliyetler ve gözetim uygulamaları arasındaki ilişki, eski şehrin hem gelir üreten hem de denetlenen bir alan olarak yeniden şekillendiğine işaret etmektedir.16 Burada koruma açısından belirleyici ayrım, mevcut tarihî yapının yaşatılması ile geçmişi çağrıştıran yeni bir çevrenin oluşturulması arasındadır. Yeni bir cephenin geleneksel mimariyi andırması, ortadan kaldırılan yapının tarihî değerini veya önceki kullanımını geri getirmez.
Kaşgar’daki dönüşüm bu nedenle tamamlanan konutlar, altyapı yatırımları ve turistik düzenlemeler üzerinden tek başına değerlendirilemez. Projenin nasıl kararlaştırıldığı, hangi yapıların neden yıkıldığı ve sakinlere hangi seçeneklerin sunulduğu da açıklığa kavuşturulmalıdır. Güvenlik ve kalkınma hedeflerinin meşruiyeti, uygulamaların sonuçlarından bağımsız değildir. Tarihî çevrenin kaybı ve yerel halkın karar süreçlerinden dışlanması, yeni yapıların fiziksel nitelikleriyle giderilemeyecek sorunlardır.
DÖNÜŞÜMÜN GÜNDELİK YAŞAMA ETKİLERİ
Kaşgar’ın eski şehri, avlulu evlerin, dar sokakların, küçük dükkânların ve atölyelerin bir arada bulunduğu bir yaşam çevresiydi. Bu alanın yeniden düzenlenmesi ve sakinlerin bir bölümünün şehir çeperindeki çok katlı konutlara taşınması, ev, sokak ve çalışma alanı arasındaki ilişkileri değiştirmiştir. Eski yerleşimlerin yerini yeni konutlar ve ziyaretçilere yönelik ticari alanlar alırken, tarihi mahallelerin gündelik yaşam içindeki kullanımı da dönüşmüştür.17 Bu nedenle yer değiştirme sürecini, insanların yeni bir konuta kavuşmasının yanında, önceki yaşam çevrelerinden ayrılması bakımından da değerlendirmek gerekir.
Bir mahallenin toplumsal değeri, oradaki binaların özellikleriyle sınırlı değildir. Yakınlara ulaşabilmek, tanınan esnaftan alışveriş yapmak, komşularla karşılaşmak ve ortak mekânları kullanmak, insanların yaşadıkları yere bağlanmasını sağlayan gündelik ilişkilerdir. Taşınmanın toplumsal maliyetini anlamak için bu ilişkilerin yeni yerleşim alanlarında ne ölçüde sürdürülebildiğine bakılmalıdır. Daha dayanıklı bir konut, insanların alıştıkları çevreden ayrılmalarının bütün sonuçlarını kendiliğinden gidermez. Barınma koşullarındaki iyileşme ile yerleşim tercihleri üzerindeki söz hakkı birlikte ele alınmalıdır.
Kaşgar’daki dönüşüm, Uygur Türklerinin ekonomik durumlarına ve toplumsal konumlarına göre farklı sonuçlar doğurmuştur. Eski şehir üzerine yapılan etnografik çalışmalar, insanların yaşadıkları mekâna yükledikleri anlamların ve dönüşüme ilişkin değerlendirmelerinin bu farklılıklarla bağlantılı olduğunu göstermektedir.18 Ancak daha iyi konut ve altyapı talebi, tarihî mahallelerin yıkımına veya mevcut yaşam çevresinden koparılmaya verilen bir onay olarak görülemez. Uygur Türklerinin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, kültürel miraslarını ve mahalle ilişkilerini koruma talepleriyle birlikte ele alınmalıdır.

Kaşgar. Fotoğraf: Edith Roux
Geçim kaynakları da dönüşümün toplumsal sonuçlarını belirleyen alanlardan biridir. Kaşgar sakinleri, göçmen işçiler ve yerel girişimcilerle yürütülen saha çalışmaları, ekonomik politikaların ve şehirdeki yeniden yapılanmanın farklı gruplar üzerinde eşitsiz etkiler doğurduğunu ortaya koymaktadır. Ekonominin daha fazla resmî düzenlemeye bağlanması ve yoğunlaşan güvenlik uygulamaları, toplumsal eşitsizliklerin ağırlaşmasıyla ilişkilendirilmektedir. Bu bulgular, kalkınmanın sonuçlarını değerlendirirken şehirde oluşan toplam ekonomik hareketliliğin ötesine bakmayı gerektirir.19
Yerel halk açısından belirleyici olan, değişen şehirde geçimini hangi koşullarda sürdürebildiğidir. Yeni ticari alanlara erişim, işletmelerin devamlılığı ve çalışma imkânları bu değerlendirmenin temel ölçütleri arasında bulunmalıdır. Özellikle küçük işletmelerin ve zanaatkârların dönüşüm içindeki yerini izlemek önemlidir. Kültürel mirası temsil eden ürünlerin satışının artması, bu ürünleri üreten insanların ekonomik konumunun da güçlendiği anlamına gelmez. Turizm ve yatırımların büyümesi, elde edilen gelirlerin Uygur Türklerinin refahına aynı ölçüde yansıdığı anlamına gelmemektedir.
Mimari dönüşüm, Uygur Türklerinin kimliğini şehir mekânında görünür kılan unsurları aşındırmaktadır. Doğu Türkistan şehirlerinde 2010–2017 döneminde yürütülen saha araştırmaları, yerel mimarinin yerini çok katlı konutların, geniş meydanların ve Çin’in diğer şehirlerinde görülen standart kent düzenlemelerinin aldığını göstermektedir. Bu değişim, Uygur mimarisinin ve kültürel kimliğinin kamusal alandaki izlerini silikleştirmektedir.20 Kaşgar’daki dönüşüm de bu bağlamda, şehrin Uygur karakterinin zayıflaması ve insanların yaşadıkları çevreye yabancılaşması açısından ele alınmalıdır.
Eski şehirden taşınmak zorunda kalan Uygur Türkleri, kişisel ve ailevi geçmişlerinin izlerini taşıyan mekânlardan uzaklaştırılmıştır. Tarihî mahalleler ziyaretçilere yönelik yeniden düzenlenirken eski sakinlerin bir bölümünün şehir çeperindeki konutlara taşınması, kültürel miras ile onu yaşatan topluluk arasındaki bağı zayıflatmıştır.21 Turistlere sunulan tarihî şehir görüntüsü, bu insanların kaybettikleri yaşam çevresini geri getirmemektedir. Kaşgar’ın geçmişi turistik bir ürüne dönüştürülürken, bu geçmişin taşıyıcılarının aynı mekânlarda yaşamayı sürdürme imkânları daralmaktadır.
Kaşgar’daki dönüşümün gündelik yaşamdaki karşılığı, konutların, geçim kaynaklarının ve kültürel çevrenin birlikte değişmesidir. Bu değişimin değerlendirilmesinde Uygurların nerede ve nasıl yaşayacaklarına ilişkin tercihleri, ekonomik imkânları ve toplumsal ilişkileri esas alınmalıdır. Böyle bir yaklaşım, kalkınmanın sonuçlarını yeni yapıların sayısından çıkararak şehir sakinlerinin yaşam koşulları ve hakları üzerinden tartışmayı mümkün kılar.
KÜLTÜREL MİRASIN YIKIMI VE YENİDEN SUNUMU
Kaşgar’daki kültürel dönüşüm, tarihi yapıların yenilenmesinin yanında dini mekânların tahribi, kullanım biçimlerinin değiştirilmesi ve kültürün seçilmiş unsurlarla yeniden sunulması üzerinden ilerlemektedir. Camiler, mezarlıklar ve ziyaret yerleri, mimari özelliklerinin ötesinde toplulukların geçmişleriyle bağ kurdukları, inançlarını yaşadıkları ve ortak hafızalarını aktardıkları alanlardır. Bu mekânların ortadan kaldırılması veya toplumsal işlevlerinden uzaklaştırılması, Uygurların kültürel hayatına doğrudan müdahale anlamı taşımaktadır.22
Kaşgar ile Yarkent arasındaki çöl alanında bulunan Ordam Mazar, bu tahribatın somut örneklerinden biridir. Uygurların dini hafızasında önemli bir yere sahip olan ziyaret alanının, uydu görüntülerinin karşılaştırılmasına dayanan incelemelerde, 24 Kasım–24 Aralık 2017 tarihleri arasında yıkıldığı tespit edilmiştir. İnceleme, çevredeki ziyaret güzergâhına ait başka durakların da aynı dönemde ortadan kaldırıldığını göstermektedir.23 Kaşgar şehir merkezinin dışında bulunan bu örnek, kültürel miras üzerindeki müdahalelerin turistik eski şehir alanıyla sınırlı kalmadığını ortaya koymaktadır.
Ordam gibi alanların kaybı, tek bir yapının yıkılması üzerinden değerlendirilemez. Ziyaret güzergâhları, belirli mekânlara atfedilen anlamlar ve bu mekânlar etrafında oluşan dini buluşmalar, kültürel aktarımın birbirine bağlı parçalarıdır. Bir ziyaret yerinin ortadan kaldırılması, insanların geçmişlerini hatırlama ve inançlarını ortak bir çevrede yaşama imkânlarını da daraltmaktadır. Bu nedenle tahribatın etkisi, kaybedilen yapıların sayısının yanında, kesintiye uğrayan toplumsal ilişkiler ve kültürel pratikler üzerinden değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte, fiziksel yıkım ile dini işlevin zayıflatılmasını birbirinden ayırmak gerekir. 2020 tarihli uydu incelemesi, Kaşgar şehir merkezini, incelenen cami binalarının çoğunun görünür biçimde ayakta kaldığı yerler arasında göstermektedir. Aynı çalışma, yönteminin yalnızca yıkımı ve dışarıdan görülebilen yapısal değişiklikleri belirleyebildiğini de açıklamaktadır.24 Dolayısıyla bir caminin uydu görüntüsünde mevcut olması, ibadete açık olduğunu veya çevresindeki dinî hayatın serbestçe sürdüğünü kanıtlamamaktadır.
İydgâh Camii ve çevresine ilişkin saha haberleri bu ayrımın önemini göstermektedir. Temmuz 2023’teki ziyaret sırasında, cuma namazı için camiye girenlerin sayısının 24’ü aşmadığı ve çoğunlukla yaşlı erkeklerden oluştuğu gözlenmiştir. Aynı ziyarette yakın çevredeki üç mahalle camisinin kapalı olduğu görülmüştür.25 Bu gözlemler bütün dönemlerdeki ibadet koşullarının ölçümü değildir. Ancak tarihî bir dini yapının turistik görünürlüğü ile ibadet hayatının canlılığının ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Turistik sunumda ise Uygur kültürünün görsel olarak dikkat çeken unsurları öne çıkmaktadır. 2022 yılında Kaşgar’a gelen turist gruplarının, yeniden inşa edilmiş eski şehir surları önünde folklorik kıyafetler içindeki genç kadınların danslarıyla karşılanması bunun örneklerinden biridir.26 Müzik, dans ve geleneksel kıyafetlerin ziyaretçilere sunulması kendi başına kültürel kayıp anlamına gelmez. Ancak bu sunumların, kültürü yaşatan topluluğun dini ve toplumsal hayatına yönelik kısıtlamalarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Benzer bir seçicilik, eski şehirde gelişen fotoğrafçılık faaliyetlerinde de görülmektedir. 2023 tarihli saha haberinde, turistlerin Uygur kıyafetleri giyerek profesyonel fotoğraf çektirmelerine yönelik çok sayıda işletme bulunduğu aktarılmaktadır. Aynı haberde, eski Büyük Pazar’ın bulunduğu alanın molozlarla kaplı olduğu da kaydedilmiştir.27 Böylece kültürel görüntülerin ticari olarak dolaşıma sokulması ile bu kültürün gündelik üretim ve karşılaşma alanlarının kaybı aynı şehirde yan yana gelebilmektedir.
Bu durum, kültürel mirasın kimin için ve kimin tercihleri doğrultusunda korunduğu sorusunu gündeme getirmektedir. Turistlerin fotoğraf çekebildiği bir sokak, sahnelenen bir dans veya restore edilmiş bir cephe, kültürün yaşatılmasının yalnızca belirli boyutlarını temsil eder. Uygurların kendi miraslarını nasıl tanımladıkları, hangi gelenekleri sürdürmek istedikleri ve bunları hangi koşullarda aktarabildikleri de aynı ölçüde önemlidir. Kültürün görünür olması, onu meydana getiren insanların kültürel özgürlüğünün yerine geçirilemez.
Kaşgar’daki tablo bu nedenle hem yıkım hem de yeniden sunum üzerinden okunmalıdır. Bazı mekânlar ortadan kaldırılırken bazıları ayakta tutulmaktadır. Kültürel pratiklerin belirli unsurları ise ziyaretçilere yönelik bir gösteri düzeni içinde öne çıkarılmaktadır. Uygur mirasının turizm aracılığıyla yeniden şekillendirilmesi, geçmişin anlamlarının ve kültürel temsilin de yeniden düzenlenmesini içermektedir.28 İnsan haklarını esas alan bir koruma yaklaşımı, Uygurları bu görüntünün bir parçası olarak görmekle yetinemez. Onların dini ve kültürel mekânlarına erişimini, geleneklerini özgürce sürdürebilmesini ve miraslarının geleceğinde söz sahibi olmasını temel almalıdır.
KÜLTÜREL MİRASI KORUMAK: YAPILAR, İNSANLAR VE KATILIM
Kaşgar’ın kültürel mirasının korunmasında ilk hedef, tarihi mekânlarla bu mekânlarda sürdürülen hayat arasındaki bağın devamını sağlamak olmalıdır. Kültürel miras, yapılar ve nesnelerle birlikte toplulukların kuşaktan kuşağa aktardıkları bilgileri, becerileri, anlatımları ve uygulamaları kapsamaktadır.29 Bu nedenle koruma politikaları, tarihî çevreyi yaşatan Uygurların ihtiyaçları ve tercihleri doğrultusunda şekillenmelidir.
Öncelikle tarihi ve dini mekânlardaki tahribatın durdurulması, bu alanlara erişimin ve kültürel pratiklerin devamının güvence altına alınması gerekir. Kültürel hayata katılma hakkı, insanların kendi kültürlerine ve miraslarına erişebilmesini, kimliklerini ve kültürel pratiklerini özgürce sürdürebilmesini içermektedir.30 Kaşgar’da bu hakkın korunması, camilerin ibadet, ziyaret yerlerinin dini ve toplumsal buluşma, mahallelerin ise yaşam alanı olarak kullanılabilmesiyle somutlaşacaktır. Mekânların yalnızca ziyaretçilere açık tutulması, yerel halkın bu alanlarla kurduğu ilişkinin korunması için yeterli değildir.
Kaşgar’da konut güvenliği ve altyapı ihtiyacının öne çıkarılması, yıkım ve taşınma süreçlerindeki hak kayıplarını ortadan kaldırmamaktadır. Tarihî yapıları koruma ve güçlendirme imkânları, sakinlere sunulan seçenekler, tazminat koşulları ve geçim kaynaklarının devamlılığı, dönüşümün toplumsal sonuçlarını belirlemektedir. İnsanların yaşadıkları çevre üzerinde söz sahibi olamadığı ve uğradıkları kayıplar için etkili biçimde hak arayamadığı bir süreçte, yeni konutların sağlanması yerinden edilmenin sonuçlarını gidermeye yetmemektedir.
Karar süreçlerine katılım, insanların görüşlerini açıklayabilmesinin yanında bu görüşlerin kararları etkileyebilmesini de ifade etmektedir. Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin 15. maddesi, mirası yaratan, sürdüren ve aktaran toplulukların koruma çalışmalarına geniş katılımını ve mirasın yönetimine etkin biçimde dâhil edilmesini öngörmektedir.31 Kaşgar’da ise dönüşüm projelerinin yerel halkın tercihlerini sınırlayan uygulamalarla yürütülmesi, bu katılım ilkesiyle çelişmektedir. Mahalle sakinlerinin, esnafın ve zanaatkârların kendi yaşam ve çalışma alanlarının geleceğinde belirleyici olamaması, kültürel mirasın onu yaşatan topluluktan uzaklaştırılması anlamına gelmektedir.
Katılımın anlamlı olabilmesi için insanların itirazlarını ve taleplerini baskı görme kaygısı taşımadan ifade edebilmesi gerekir. Koruma alanındaki etik ilkeler, topluluklarla kurulan ilişkilerde şeffaflığı, diyaloğu ve danışmayı, özgür, önceden verilmiş, süreç boyunca devam eden ve bilgilendirilmiş rızayla birlikte ele almaktadır.32 Bu çerçevede bir projeye destek verildiğine ilişkin resmî açıklamalar, farklı görüşlerin serbestçe dile getirilebildiği bir değerlendirme sürecinin yerini tutmamalıdır. Uygurların kendi miraslarına ilişkin tercihleri, yalnızca projelerle uyumlu olduklarında dikkate alınan görüşlere indirgenemez.
Bağımsız belgeleme ve inceleme, koruma çalışmalarının bir diğer önceliğidir. Tarihî yapıların mevcut durumu, geçmişteki kullanımları, yıkılan veya değiştirilen alanlar ve erişim koşulları düzenli biçimde kayıt altına alınmalıdır. Mimari envanterler, Uygurca yer adları, sözlü tarihler ve yerel hafızayla birlikte hazırlanmalıdır. Araştırmacıların ve kültür uzmanlarının sahaya erişebilmesi, bulgularını serbestçe yayımlayabilmesi ve yerel halkla güvenli koşullarda görüşebilmesi sağlanmalıdır. Bu çalışmalar sırasında bilgi veren kişilerin ve yakınlarının güvenliği korunmalıdır.
Turizm projelerinde ise yerel halkın ekonomik çıkarları ve kültürel temsil üzerindeki söz hakkı gözetilmelidir. Kültürel mirası meydana getiren toplulukların, mirasın kullanımından doğan maddi ve manevi çıkarlardan yararlanması etik koruma ilkeleri arasındadır.33 Bu doğrultuda Uygur esnafın, zanaatkârların ve sanatçıların faaliyetlerini sürdürebilmesi, gelir elde edebilmesi ve kültürlerinin nasıl sunulacağına ilişkin tercihlerde bulunabilmesi desteklenmelidir. Turistik faaliyetlerin değerlendirilmesinde ziyaretçi sayılarıyla birlikte bu imkânların yerel halka ne ölçüde sağlandığı da dikkate alınmalıdır.
Uluslararası kültür ve insan hakları kuruluşları, üniversiteler ve meslek örgütleri bu öncelikler doğrultusunda somut çalışmalar yürütebilir. Bağımsız durum tespitinin desteklenmesi, tehdit altındaki arşivlerin korunması, Uygurca yayınların ve kültürel eğitimin desteklenmesi bunlar arasındadır. Diasporadaki Uygur topluluklarının belgeleme ve aktarım çalışmalarına katkı sunulması da önemlidir. Ancak bu faaliyetlerin amacı, Kaşgar’daki kayıpları yalnızca kayıt altına almakla sınırlı kalmamalı, kültürel mirasın kendi coğrafyasında, onu yaşatan insanların özgür katılımıyla devamını desteklemek olmalıdır.
SONUÇ
Kaşgar’ın dönüşümü, kentsel yenilemenin Uygur kültürel mirası ve gündelik yaşamı üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Tarihî mahallelerin yeniden inşası, dini mekânların tahribi ve kullanımına yönelik kısıtlamalar, insanların şehirle kurduğu bağları değiştirmektedir. Kültürün seçilmiş unsurlarının turistik gösteriler ve ticari faaliyetler aracılığıyla öne çıkarılması ise bu kayıpları gidermemektedir. Kaşgar’ın geçmişini çağrıştıran bir şehir görüntüsünün üretilmesiyle, Uygurların kendi tarihi ve kültürel çevrelerinde yaşamayı sürdürebilmesi arasındaki ayrım, koruma tartışmasının merkezinde yer almalıdır.
Kaşgar’ın mirasını korumak için tahribatın durdurulması, dini ve kültürel mekânlara erişimin güvence altına alınması ve Uygurların şehirlerinin geleceğine ilişkin kararlarda söz sahibi olması gerekmektedir. Bağımsız belgeleme, kültürel aktarımın desteklenmesi ve yerel halkın geçim kaynaklarının korunması bu çabayı tamamlamalıdır. Kaşgar’a yönelik ilgi, turistik görünürlüğün ötesine geçerek Uygur halkının haklarına ve özgürlüklerine odaklanmalıdır. Şehrin kültürel mirasının geleceği, onu yaşatan insanların kendi kültürlerini özgürce sürdürebilmesine bağlıdır.
SONNOTLAR
1. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), OHCHR Assessment of Human Rights Concerns in the Xinjiang Uyghur Autonomous Region, People’s Republic of China, 31 Ağustos 2022. https://www.ohchr.org/sites/default/files/documents/countries/2022-08-31/22-08-31-final-assesment.pdf
2. Gilad, Uri, Marika Vicziany ve Xuan Zhu, “At the Heart of the Silk Road: The Cultural Heritage of Kashgar”, Antiquity, 2009, 83(321), Project Gallery. https://www.antiquity.ac.uk/projgall/gilad321/
3. Drexel, William, Kashgar Coerced: Forced Reconstruction, Exploitation, and Surveillance in the Cradle of Uyghur Culture, Uyghur Human Rights Project (UHRP), 3 Haziran 2020. https://uhrp.org/report/kashgar-coerced/
4. Harris, Rachel, “The Aesthetics and Imaginaries of Uyghur Heritage, Chinese Tourism, and the Xinjiang Dance Craze”, International Journal of Heritage Studies, 2024, 30(8), ss. 872–887. https://doi.org/10.1080/13527258.2024.2342289
5. Gilad, Uri, Marika Vicziany ve Xuan Zhu, “At the Heart of the Silk Road: The Cultural Heritage of Kashgar”, Antiquity, 2009, 83(321), Project Gallery. https://www.antiquity.ac.uk/projgall/gilad321/
6. Lurje, Pavel, “Kashgar”, Encyclopaedia Iranica, 2012, c. XVI, fasikül 1, ss. 48–50. https://www.iranicaonline.org/articles/kashgar-kasgar-town-in-xinjiang/
7. Liu, Xinru, “Nomads and Oasis Cities: Central Asia from the 9th to the 13th Century”, The Silk Road, 2015, 13, ss. 45–59.
8. Gilad, Uri, Marika Vicziany ve Xuan Zhu, “At the Heart of the Silk Road: The Cultural Heritage of Kashgar”, Antiquity, 2009, 83(321), Project Gallery. https://www.antiquity.ac.uk/projgall/gilad321/
9. Gilad, Uri, Marika Vicziany ve Xuan Zhu, “At the Heart of the Silk Road: The Cultural Heritage of Kashgar”, Antiquity, 2009, 83(321), Project Gallery. https://www.antiquity.ac.uk/projgall/gilad321/
10. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Declaration on the Rights of Persons Belonging to National or Ethnic, Religious and Linguistic Minorities, 18 Aralık 1992, A/RES/47/135. https://legal.un.org/avl/ha/ga_47-135/ga_47-135.html
11. UNESCO, Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage, 2003, madde 15. https://www.unesco.org/en/legal-affairs/convention-safeguarding-intangible-cultural-heritage
12. Congressional-Executive Commission on China (CECC), “Chinese Media Reports on Continued Demolition in Kashgar, Resettlement Numbers Vary”, 2 Şubat 2010. https://www.cecc.gov/publications/commission-analysis/chinese-media-reports-on-continued-demolition-in-kashgar
13. Congressional-Executive Commission on China (CECC), “Demolition of Kashgar’s Old City Draws Concerns Over Cultural Heritage Protection, Population Resettlement”, 2009. https://www.cecc.gov/publications/commission-analysis/demolition-of-kashgars-old-city-draws-concerns-over-cultural
14. Liu, Tianyang ve Zhenjie Yuan, “Making a Safer Space? Rethinking Space and Securitization in the Old Town Redevelopment Project of Kashgar, China”, Political Geography, 2019, 69, ss. 30–42. https://doi.org/10.1016/j.polgeo.2018.12.001
15. Steenberg, Rune ve Alessandro Rippa, “Development for All? State Schemes, Security, and Marginalization in Kashgar, Xinjiang”, Critical Asian Studies, 2019, 51(2), ss. 274–295. https://doi.org/10.1080/14672715.2019.1575758
16. Drexel, William, Kashgar Coerced: Forced Reconstruction, Exploitation, and Surveillance in the Cradle of Uyghur Culture, Uyghur Human Rights Project (UHRP), 3 Haziran 2020. https://uhrp.org/report/kashgar-coerced/
17. Brown, Melissa Shani ve David O’Brien, “‘Making the Past Serve the Present’: The Testimonial Tourist Gaze and Infrastructures of Memory in Xinjiang Uyghur Autonomous Region (XUAR), China”, Journal of Current Chinese Affairs, 2023, 52(2), ss. 256–286. https://doi.org/10.1177/18681026221121828
18. Kobi, Madlen, “Whose Old Town and For Whom? Urban Transformation, Social Stratification and Ethnic Representation in Kaxgar (China)”, Tsantsa / Swiss Journal of Sociocultural Anthropology, 2016, 21, ss. 96–104. https://doi.org/10.36950/tsantsa.2016.21.7382
19. Steenberg, Rune ve Alessandro Rippa, “Development for All? State Schemes, Security, and Marginalization in Kashgar, Xinjiang”, Critical Asian Studies, 2019, 51(2), ss. 274–295. https://doi.org/10.1080/14672715.2019.1575758
20. Kobi, Madlen, “Building Shanghai in the Borderlands: A Visual Approach to the Restructuring of the Uyghur City in Xinjiang”, Visual Studies, 2024, 39(1–2), ss. 100–111. https://doi.org/10.1080/1472586X.2023.2197419
21. Brown, Melissa Shani ve David O’Brien, “‘Making the Past Serve the Present’: The Testimonial Tourist Gaze and Infrastructures of Memory in Xinjiang Uyghur Autonomous Region (XUAR), China”, Journal of Current Chinese Affairs, 2023, 52(2), ss. 256–286. https://doi.org/10.1177/18681026221121828
22. Harris, Rachel, “Uyghur Heritage under China’s ‘Antireligious Extremism’ Campaigns”, James Cuno ve Thomas G. Weiss (ed.), Cultural Heritage and Mass Atrocities, Los Angeles: Getty Publications, 2022, ss. 133-150.
23. Ruser, Nathan, James Leibold, Kelsey Munro ve Tilla Hoja, Cultural Erasure: Tracing the Destruction of Uyghur and Islamic Spaces in Xinjiang, Australian Strategic Policy Institute, 24 Eylül 2020. https://www.aspi.org.au/report/cultural-erasure/
24. Ruser, Nathan, James Leibold, Kelsey Munro ve Tilla Hoja, Cultural Erasure: Tracing the Destruction of Uyghur and Islamic Spaces in Xinjiang, Australian Strategic Policy Institute, 24 Eylül 2020. https://www.aspi.org.au/report/cultural-erasure/
25. Walsh, Matthew / AFP, “State-Backed Tourism Booms in China’s Troubled Xinjiang”, Taipei Times, 7 Eylül 2023. https://www.taipeitimes.com/News/feat/archives/2023/09/07/2003805860
26. Harris, Rachel, “The Aesthetics and Imaginaries of Uyghur Heritage, Chinese Tourism, and the Xinjiang Dance Craze”, International Journal of Heritage Studies, 2024, 30(8), ss. 872–887. https://doi.org/10.1080/13527258.2024.2342289
27. Walsh, Matthew / AFP, “State-Backed Tourism Booms in China’s Troubled Xinjiang”, Taipei Times, 7 Eylül 2023. https://www.taipeitimes.com/News/feat/archives/2023/09/07/2003805860
28. Harris, Rachel, “The Aesthetics and Imaginaries of Uyghur Heritage, Chinese Tourism, and the Xinjiang Dance Craze”, International Journal of Heritage Studies, 2024, 30(8), ss. 872–887. https://doi.org/10.1080/13527258.2024.2342289
29. UNESCO, Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage, 2003. https://www.unesco.org/en/legal-affairs/convention-safeguarding-intangible-cultural-heritage
30. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, General Comment No. 21: Right of Everyone to Take Part in Cultural Life, 21 Aralık 2009, E/C.12/GC/21. https://docs.un.org/en/E/C.12/GC/21
31. UNESCO, Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage, 2003. https://www.unesco.org/en/legal-affairs/convention-safeguarding-intangible-cultural-heritage
32. UNESCO, Ethical Principles for Safeguarding Intangible Cultural Heritage, 2015. https://ich.unesco.org/en/ethics-and-ich-00866
33. UNESCO, Ethical Principles for Safeguarding Intangible Cultural Heritage, 2015. https://ich.unesco.org/en/ethics-and-ich-00866

